Fıkralar

İSTERSEN SAY


Nasrettin Hoca’ya birisi sormuş:
— Gökyüzünde kaç yıldız vardır?
— Şu eşeğin kuyruğundaki tüyler kadar, demiş Hoca.
Adam:
— Ne mâlum? deyince, Hoca:
— İnanmazsan say! demiş.

TEK AYAKLI KAZ


Hoca, beslediği kazlardan birini pişirir, Timurlenk’e sunmak üzere yola düşer. Fakat kazın güzel kokusu, Hoca’nın iştahını kabartır. Kazın bir budunu afiyetle yer.
Timur, tepsinin kapağını açar. Kazın bir ayağını göremeyince:
— Hoca, bu kazın diğer bacağı yok! der.
Hoca, biraz sıkıntılı:
— Efendim, bizdeki kazlar tek bacaklı olur, diye cevap verir.
O sırada, çeşme başında tek ayakları üzerindeki kazları göstererek:
— İnanmazsanız, dışarı bakınız! der.
Timur, sinirlenir. Dışarıda duran adamlarına, su başındaki kazları kovalamalarını söyler. Kazlar, iki ayaklarıyla kaçarlar. Timur; kızgın bir şekilde!
— Hoca, kazların iki ayağı da var! der.
Hoca:
— Hükümdarım, o sopayla sana vursalardı; iki ayaklı değil, dört ayaklı olurdun!.. diye yanıt verir.

YA KABAK DÜŞSEYDİ!


Hoca, bir yaz günü tarlada çalışmış. Sonra dinlenmek için bir ceviz ağacının altına oturmuş. Uzanırken, ağaçtaki cevizlere gözü ilişmiş. Kendi kendine:
— Allah’ın işine karışılmaz ama bu işte bir terslik var!.. Koca ceviz ağacının sağlam dallarındaki meyvalar ufacık da kocaman kabakların sapları çok incecik!.. Kabakların ağaçta, cevizlerin de yerde bitmesi daha güzel olmaz mıydı?..
Hoca, bunları düşündüğü sırada ağaçtan kopan bir ceviz “taaak!..” başına düşmüş. Hocanın canı fena şekilde yanmış. Ellerini açarak şüretmeye başlamış:
— Allahım bir daha senin işine karışırsam, tövbeler olsun... Ya şu ceviz yerine kocaman kabak başıma düşseydi benim hâlim ne olurdu?..

YESENE KARDEŞİM!


Hoca günün birinde yolculuğa çıkmış. Şehrin birine geldiğinde yorulup acıktığını hissetmiş. Cebinde de başka parası yokmuş. Sokaklarda dolanırken önüne bir fırın çıkmış. Nar gibi kızarmış ekmeklerin kokusu iştahını kabartmış. İçeri girip fırın sahibine sormuş:
— Bu ekmeklerin hepsi senin mi?
— Benim, demiş adam.
Açlıktan başı dönen Hoca:
— Ne tuhaf adamsın sen kardeşim! demiş.
Madem ki senin, ne duruyorsun, oturup yesene!

AY’I ÇIKARDIM


Hoca bir gece evde su kalmadığını görünce bahçeye inmiş. Kovayı kuyuya sarkıtmış ki, suda ayın aksini görmüş. “Eyvah, Ay suya düşmüş” diye üzülmüş. Gitmiş, ucu çengelli bir dal parçası bulup gelmiş. Çengeli kuyuya salıp, Ay’ı kurtarmaya çalışmış. Ama bir türlü başaramamış. Sonunda çengel bir taşa takılmış. Hoca, “Tamam, yakaladım” diyerek bütün gücüyle çekmiş. Çengel kırılıvermiş. Hoca da sırt üstü yere düşmüş. O sırada gökteki Ay’ı görmesin mi?
— Çok şükür, demiş. Biraz zor oldu ama, Ay’ı kuyudan çıkardım!

TİLKİYE CEZA


Hoca, bir zamanlar para kazanmak için köylere gidip vaaz verirmiş. Fakat her gittiği köyden hep aynı cevabı almış: “Bizim imamımız vardır!” sözüyle karşılaşıp hep eli boş dönmüş. Başka bir köye geldiğinde, ise köylüler bir tilki yakalamışlar. Köylüler, tilkiye ne ceza vereceklerini düşünüyorlarmış. Hoca, köylülerin arasından geçmiş tilkinin yanına varmış:
— Tilkiye verilecek cezayı bana bırakın... demiş. İçinden o, şimdi görür gününü diyormuş.
Üzerindeki cüppeyi ve kavuğu çıkarıp tilkiye giydirmiş. Köylüler bu duruma şaşıp kalmışlar:
— Bu elbiseleri neden tilkiye giydirdin?.. diye şaşkın şaşkın sormuşlar.
Hoca gülümsemiş:
— Siz hiç merak etmeyin, bu kılıkla onun başına öyle bir belâ sardım ki sormayın; artık tilki hiç bir köye giremez ve açlıktan geberir!.. demiş.

EŞEĞİN SÖZÜNE Mİ İNANIYORSUN?


Bir gün komşusu Hoca’dan eşeği istemiş. Hoca:
— Evde yoktur, diye karşılık vermiş.
Bu sırada içerideki eşek anırmaya başlamasın mı?
Komşusu:
— Aşkolsun Hocam, demiş, eşek içeride de bana vermiyorsun!
Bu söz üzerine Hoca kızmış:
— Allah Allah! Yoktur dedik ya... Ak sakalımla benim sözüme inanmıyorsun da eşeğin sözüne mi inanıyorsun?

SÖZÜMDEN DÖNMEM


Hoca’ya yaşını sormuşlar:
— Kırk, demiş.
On yıl sonra yine sormuşlar. Yine:
— Kırk, diye cevap vermiş.
Dinleyenler şaşırmışlar:
— Olur mu Hocam? On yıl önce de kırk demiştin, şimdi de kırk diyorsun!
Hoca gayet ciddi:
— Evet, demiş. Ben erkek adamım, sözümden dönmem.

TAM ALIŞIYORDU Kİ..


Hoca bir gün eşeğinin çok yem yediğinden yakınmış. Komşuları öğüt vermişler:
— Eşeğin yemini her gün azaltacaksın. Zamanla az yemeye alışır.
Hoca bu öğüde uymuş. Eşeğin yemini her gün biraz azaltmış.
Aradan zaman geçmiş. Komşuları sormuşlar:
— Hocam ne oldu? Eşek az yemeye alışabildi mi?
Hoca içini çekmiş:
— Tam alışıyordu ki, zavallının ömrü yetmedi, demiş.

DÜNYANIN DENGESİ BOZULURDU


Akılsızın biri sormuş:
— Hocam, sabah olunca insanların yarısı bir tarafa, öbür yarısı bir tarafa gidiyor. Neden acaba?
Hoca cevabı yapıştırmış:
— Eee, hepsi aynı tarafa gitse Dünya’nın dengesi bozulur, tepetaklak olurdu!

KUYRUK


Hoca sıpasını pazara satmaya götürmüş. Kuyruğu çamurlu olduğu için kesip heybeye koymuş. Adamın biri gelmiş, sıpayı almak istemiş. Sağını solunu kontrol ederken bakmış ki sıpanın kuyruğu yok.
— Hoca, demiş, hani bunun kuyruğu?
Hoca sevinmiş:
— Hele biz pazarlıkta anlaşalım da, demiş; kuyruğu merak etme, kolay yerde...

BURAYA TAŞINMADIK MI?


Hocanın evine bir gün hırsız girmiş. Bir çok eşyayı sırtına yüklemiş. Hoca da hemen kalan eşyaları yüklenmiş, hırsızın peşinden yürümüş. Hırsız evine girince o da arkasından gelmiş, kapıyı çalmış. Hırsız:
— Ne o Hoca, ne istiyorsun? diye sorunca:
— Hiç yahu, demiş. Hoca. Evimize geldik, biz buraya taşınmadık mı?